NERMİN AYDURAN

NERMİN AYDURAN

Mail: [email protected]

Kamer’miş Adı

Kamer’miş Adı

Söze nerden başlamalıyım!

Bilmiyorum mu desem, yoksa bilmek istiyorum ama yeterince öğrenemedim midesem!

Kamer Nine ah!

Hikâyeni öğreninceseni tanımayı öyle çok istedim ki. Babamla buluştukça hayatınla ilgili her şeyi soruyorum. Git gide merakım çoğalıyor. Seni tanımadım ama yaşadıkların beni en hassas yerimden, kalbimdenetkiledi! Seninle ilgili pek çok şeyi öğrendiğim andan beri içimdeki duyguları kelimelere dökmek istemem, bu acayip ruh bunalmasında; ruhunla buluşabilmeme vesile olur mu bilmem!

Giritli Kamer!

Bir öğlendi.Babacığımla bazı zamanlar yaptığımız gibi, yine eski günleri yâd ederken ortaya çıkıveren, daha önce bilmediğim; fakat babamı dinledikçeetkisini oldukça yoğun hissettiğim bir yaşanmışlıkla karşılaşmıştım.

Soyumu öğrenmem, bilgilenmem, merakımı zirvelere çıkarmam için geçerli bir nedendi.

Girit göçmeni Kamer Ninenin torunuysam eğer, bu durumda ben de bir nevi göçmendim öyle mi?Babama dedim ki kaç yaşına geldim, henüz öğrendim bu bilgiyi.

Babamın anneannesiymiş Kamer Nine. Yunanistan’dan Bodrum’un şirin bir beldesi olan, şimdilerde adı Ortakent olarak yenilenen Müskebi’yegelmiş yıllar öncesinde.

Ülkemize geldiğinde çok gençmiş Kamer Nine. O zamanlar oldukça fazlaymış göç. O da göçmüş ana yurduna doğup büyüdüğü yerlerden koparak. Esasen kaçmış,bir bilgiyi daha eklemeliyim, hatta esirmiş az kalsın, Türk Subayı sayesinde kurtulmuş. Subay onu gizlice Bodrum’a gelen teknelerden birine bindirmiş, onun sayesinde kaçabilmiş ninemiz.

Annesi babası neredeydi acaba, diye soruyorum, bilmiyor babam.

Ben sordukça anlatıyor: ‘‘ O gün denizin kıyısına içinde bir sürü insanla tekne yanaşmış yine, herkes koşup bakarmış gelen soydaşlarımıza. Onlara yardımcı olurlarmış. Dedem de beklemiş tekneden kimler çıkacak diye. Sonra bir kız görmüş, beyaz tenli güzel mi güzel bir kızmış bu kız, çok çekiciymiş.’’

Dinledikçe meraklandım tabii, dayanamayıp atılıyorum sık sık babamın sözlerini keserek:

 ‘‘Kaç yaşındaymış ki?’’

Babam gülerek devam ediyor anlatmaya: ‘‘ Ben de tam bilmiyorum, yalnız, oldukça gençmiş, yirmi yaşlarındaymış sanırım. Neyse! Dedem kızdan gözlerini alamazken yanında bulmuş kendini, ilk görüşte âşık olmuş, sonra da onu evlerine götürmüş.’’

Yalnızmış çünkü Kamer Nine, ondan götürmüş dedesi evlerine.

Dedem ninemi sahilde görüp kaçırmış, güzelliğinden çok etkilenmiş, deyip güldüğünü bilirim babamın. Türkçe de bilmiyormuş Kamer Nine.

Eee sonra! Kimsesi yokmuş mu? Yine atlıyorum lafa tabii.

Sonrası, evlenmişler! Dördü kız altı çocuk doğurmuş bu güzel göçmen kız, işte o kızlardan biri debabaannemmiş! Ama çok sonrası hazin, hazin bir öykü, çünkü dinledikçe babamı, bir hüzün çöküyor üstüme başıma, her yerime.

Babacığım ninesinin yaşadıklarının tüm detaylarını bilmese bile, bildiği duyduğu yetiyor üzülmemize.

Ama en çok da gönlüm yaralanıyor. Baba diyorum:

‘‘Neden böyle olmuş sonu Kamer Ninenin?’’ neden, diyorum çaresizce.

Sessizliği yırtan bir ses duyuyorum hafiften. Ağlamaklı, dokunaklı…

‘‘Bilmiyorum ki neden bırakmış dedem ninemi, ben de çocuktum o zamanlar. Ama ağlardı, çok ağlardı ninem onu biliyorum, unutmuyorum gözlerinden akan yaşlarını. Bir de parmaklarında sigarası,dumanını savururdu garip hayatının içine üflercesine, yoldaşıydı kederine sigarası.’’

Seneler sonra, altı çocuktan sonra, başka bir kadına gitmiş kocası. Çok üzmüş onu. Güzeller güzeli Giritli karısını, her şeyden mahrum bırakarak gitmiş hem de.

O ise çocuklarıyla birlikte, ölünceye dek bir başına kalmış. Yoksul yaşamış, gün görmemiş, buna rağmen, kocasının adını bir daha anmamış. Gururlu kadınmış, mertmiş, güzel insanmış. Kocası, son nefesini verirken, ona yaptıklarından pişman, üzgün, ‘‘affetsin beni,’’ demiş, sızlanmış.

Babam, ah babam!

Beni nerelere götürdün bilsen! Daha neler var öğreneceğim senden.

Şükür ki hayattasın. Hatıp Nineyi de anlat bir gün. Eski Bodrum’u anlat, o çok sevdiğin ve tatlarını unutamadığın katmerleri anlat. Yoksul bahçenizdeki sevgi dolu büyümelerinizi anlat. Babanın dalgıçlığını,sizlere, helalinden ekmek yedirmek uğruna sünger çıkartmak için denize açıldığı o korkuyla dolu günlerinizi anlat.

Kamer Ninenin çektiği çileleri de anlat bir gün babam!

19 Kasım 2017 tarihli yazım…

Ama işte,bu yaz, 25 Temmuz’da babacığımı kaybettim. O günden bugüne çok çok üzgünüm. Aylar sonra bugün, ona ithafen bir şeyler yazmak için bilgisayarımın karşısına oturduğumda, bu yazım geldi aklıma. Anlat demişim, anlat babacığım demişim, olmadı baba! Sen de gittinömrüne, kalbine hapsettiğin her şeyinle, söyleyemediklerinle.

Ne diyeyim ki! Anlatamadın, yarım kaldı her şey, daha çoktu yapacaklarımız, söyleyeceklerimiz, paylaşacaklarımız…

Sen de gittin o meçhule!

Olmadı babacığım olmadı…

Nermin Ayduran

Facebook Yorum

Yorum Yazın