18-08-2016 ÖMER AYHANCI

                Para, hayatımızı her yönüyle etkileyen, istemesek de yaşantımızı ve yaşam tarzımızı belirleyen varlık konumuna geldi. İşte bu durumu hakim kılan sisteme kapitalist sistem adını koymuşlar.

                Çoğumuza sorsak ben parayı neylerim, ben dostluğa bakarım, paranın kulu kölesi olmam cevabını alacağızdır. Ama yaşam tarzlarımıza baktığımızda bunun böyle olmadığı ortaya çıkacaktır. Para ile hareket ettiğimizden yaşamımızı istemesek de paranın düzenlediğini göreceğiz. Bu acımasız sistem ne dostluk ne acıma ne de yardım severlik gibi duyguları istemeden de olsa yok etmiş veya yok etmeye devam edecektir.

Düşünecek olur isek nelerimizi yok etmedi ki; köylerimizi yok etti, el sanatlarımızı yok etti, doğal ürünlerimizi yok etti, atadan dededen kalma tohumlarımızı yok etti, geleneklerimizi yok etti, yardımlaşmalarımızı yok etti, köy-mahalle esnaflarımızı yok etti, yıkık dökükte olsa mimari yapılarımızı yok etti, belleklerimizi yok etti. Daha neler neler, saymakla bitmeyen, toplumumuzun benliğini oluşturan birçok değerimizi yok etti. En sonunda, gözünü topraklarımıza dikti onu da alacak. Çünkü sistemin adı kapitalist sistem yani para sistemi, ama biraz daha çalımlısı serbest pazar ekonomisi. Nasıl serbest pazarsa, kurtla, kuzuyu bırakıp mücadele edin sistemi. Dur diyen olmayacak mı diye kendi kendime sorduğumda, aklımca cevabım herhalde her şey bitince yani tak deyince durdurulur düşüncesindeyim.

                Doymayacak, doymuyor yok edip bitirmeye devam ediyor. Bu sistem küçük esnafımızı yedi bitirdi ya, sıra topraklarımıza geldi. Satmasınlar canım diye bir ses duyar gibiyim. Bir zaman bakkallara, esnaflara, kamyonculara, büyüyün işinizi geliştirin dedikleri gibi. Tabi onlar büyümeye çalıştı, karşılarına holdingler, dev şirketler çıktı, zaman içinde onları yedi bitirdi. Onların çocukları, o şirketlerde hamal, şoför, veznedar oldu. Bu durumu ve sistemi seyreyler isek toprak sahiplerinin çocukları da babasının sattığı topraklarda tarla işçisi olacaktır.

                Büyüklerimiz işin içinden çıkamadığında, canım dünyada aç mezarı mı var oğlum yiyeceğimiz iki sunum ekmek derlerdi. Bize de bu sözü söylemek kalacak her halde. Uzadığı yerden kopsun, toplum memnunsa, büyüklerimiz memnunsa bizde herkesin geçtiği köprüden geçeriz. Yenilmeye devam…




ÖMER AYHANCI Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler


Burç Yorumları