13-10-2016 NERMİN AYDURAN

Sokaklarında gezerken anılarımın en unutulmazlarını topladığım ve ayrılma vakti geldiğinde tekrar o güzelim anılarımı geri bıraktığım memleketim İzmir’deydim hafta sonu. Uzun zaman oldu gitmeyeli. Rüya şehrimdir benim İzmir’im.

Hava İzmir’e yakışan kıvamdaydı, güneşli ve aydınlıktı. Kemeraltı’nda doyasıya gezdik eşim ve kızımla beraber. Değişmeyen görüntüler hayret dedim kızıma bir süre sonra. Hep aynı buralar, nedense nostalji yaşatıyor yıllar geçse bile. Esnafıyla, iş yerleriyle adeta yıllar öncesinde gezdiğimi hissediyordum.

Saat Kulesi ve çevresi her zamanki gibi müthiş duygular hissettiriyor. İzmir’le simgeleşmiş buram buram tarih kokan ünlü meydan. Sonra gözlerim güvercinleri arıyor. Onlar da buranın bir parçası. Daha önceki ziyaretimde yoktular şimdi de yoklardı. Neden acaba diye düşünürken yem satan teyze dikkatimi çekti. Bu sefer neden olmadıkları konusunda merakımı gidermeliydim. Teyzenin olduğu yere gittim ve sordum; ‘‘ neredeler teyze neredeler?’’ bir taraftan da elimle işaret ettim güvercinlerin olması gereken yerleri. Beklemiyordu benden böyle bir tepki her halde; ‘‘ kimler nerde kızım?’’ dedi şaşkınlıkla kadıncağız. Ben de, güvercinler teyze, neredeler niye yoklar ortalıkta dedim gülerek. O da; ‘‘ haa kuşlar mı ne bileyim ki nereye gittiler. Karınları tok her halde!’’ diye gülümseyerek cevap verdi. Sonra çevredeki binaların çatılarına baktı ve birden; ‘‘ hah bak oradalar!’’ dedi heyecanla. Kemeraltı’nın girişinde soldaki resmi binanın üzerindeydi hepsi de. Güldük. Birlikte bir süre seyrettik onları. Niye gelmiyorlar kalabalık diye mi? ‘‘ bilmem ki olabilir’’ dedi. Onlara yem atacaktım ki ben dedim. Sonra ayrıldım yanından. Sonra yine gittim fakat bu sefer onunla sohbet etmek için gittim.

Adının Emine olduğunu öğrendiğim teyzeyle bir süre konuştuk ve ona dedim ki gülümse fotoğrafını çekeceğim. Seni hem yazacağım hem de fotoğrafını paylaşacağım. Sevindi buruk bir gülümsemeyle. Az sonra uzaklaşırken yanından, derin düşüncelerle konuşuyordum içimden.

Mardin Ömerli’li olduğunu söylemişti ve sevimli yaşlı bir teyzeydi. Güvercinler için yem satmaya çalışıyordu. Sıcaktı bakışları içtendi gülümseyişleri. Dikkatimi çekmişti bu yüzden. Hayatta kim bilir neler gördü neler yaşadı. Orada saatlerce oturup beklemesinin mutlaka nedenleri vardı. Ona uzaktan bir kere daha baktım, hayat ne garipti.

Az sonra sahile denizi izlemeye gittik. Gün batımının denize ve gökyüzüne yansıttığı ışığı seyrettik. Göğün ve bulutların birlikte oluşturdukları resme, güne veda etmeye hazırlanan güneşin ışığının turuncu, ateşten renkleri canlılık katıyordu.  Doğanın renkliliğini ve gizemini akşam saatlerinde ve sabahın ilk ışıkları sökerken görebilmek var oluşumuzun anlamı bir bakıma. Hepimiz bu gizemin bir parçasıyız.

Denizi görmek ve havasını solumak ise hayat doldurur hep içime. Büyük kayalıklar vardı kenarında. İnsanlar o kayalara oturmuş denizi seyrediyorlardı gün batımındaki güneşin eşliğinde.

İskelenin olduğu bu alan çok hareketliydi. Akşamın alaca karanlığı vuruyordu tüm çevreye ve  bir ses geliyordu ilerden kulağımızı okşayan. Müziğin hoş melodileriyle şarkı söylüyordu bir grup genç sanki. Yaklaştıkça daha da netleşmişti ne söyledikleri. O kadar güzel çalıyorlardı ki, tutamadım kendimi çevrelerine toplanmış insanların arasında dinlemek istedim. Nasıl da güzel çalıyor ve söylüyorlardı şarkılarını. ‘‘Dışarda deli dalgalar, aldırma gönül aldırma…’’ çok güzeldi çok. Önlerinde kapağı açık bir gitar kabına paralar atılıyordu. Onlar söylemeye devam ediyordu ve bakan herkese mutlu bir ortamı sunmanın neşesini yaşatıyorlardı. Müziğin birleştirici gücü işte dedim içimden. Müziği sevmeyen, dinlemiyorum diyen var mıdır ki şu dünyada! Ertesi gün olduğunda Tarihi Asansör’e gittik kızımın isteğiyle. Asansörle çıkılan ince ve uzun bir bina burası. Oldukça yüksek bir yerden denizi, sahili ve görebildiğimiz yerlerine kadar çevreyi izlemek güzeldi. İzmir’in güzellikleri hafızadan silinmeyen etkili bir rüya gibidir. Bu yüzden çok sevmiştim çocukluğumdan beri. Ziyarete gelişlerimde beni karşıladığını sezerim orada kalan anılarımın ve ayrılırken de uğurladığını.

Hüzünlensek de beraber, mutluyuzdur yaşadığımız onca güzelliğin hatırına. İzmir’im, seni bıraktığım yerdesin… Her şeye rağmen unutmadın beni ve benden kalan anılarımı da…

 




NERMİN AYDURAN Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler


Burç Yorumları