ak parti

Ege Teknik Daikin

11-08-2016 NERMİN AYDURAN

Daha önce sizlere Barış Manço sevgimden söz ettiğim bir yazımı paylaşmıştım. İstanbul’a gittiğimizde Barış Manço’nun şimdi müze olan ve ziyaretçilere açılan evine ziyarete gitmeyi istemiştik ailemle.

Müziğe inanılmaz sevgisi ve bağımlılığı olan biricik oğlumun sanatçımıza olan hayranlığını ve içtenlikli sevgisini söylemek isterim. Barış Manço’nun hayatını, başarılarını, nasıl kendini bu kadar sevdirdiğini araştırır sürekli. Bilmediklerimizi bile ondan öğreniriz bizler de.

İstanbul’a gider gitmez gideceğimiz yerleri belirlemiştik. İkinci gün sanatçımızın evinin olduğu Moda semtine doğru yola çıktık. Anadolu Yakası’ndaydı. Tramvayla, metrobüsle ve de vapur ile Moda’ya ulaştık. Sora sora ilerliyorduk. Bir taksiye bindik ve gideceğimiz yeri söyledik. Bu sıralarda oğlumu izliyordum. Heyecanlıydı. Daha on sekiz yaşında olan oğlumun küçük yaşlarından bu zamana kadar kalbinde arttırdığı bu sevgisine şaşırıyordum. Eşimin de bunda katkısı büyük. Küçücükken oğluma Barış Manço sevgini aşılayan eşimdir çünkü.

Taksi şoförü geldiğimizi söyledi. ‘‘ Barış Manço Moda 81300’’ ; bahçesi çok güzel olan bu evin dış kapısında sanatçının heykeli karşılıyordu ziyaretine gelenleri. Bahçesinde onunla simgeleşen domates, biber, patlıcanların maketlerini görmek ve hemen ötesinde ‘Arkadaşım Eşşek’ şarkısını hatırlatan eşeği görmek ve sonra eve girdiğiniz anda salonunda Barış Manço’nun eşsiz benzerliğindeki maketini görmek çok duygulandırıyordu. Evin her köşesine sinmişti sanatçının silueti sanki. Zemin kat ile birlikte dört katlı olan bu malikânenin İngiliz Mr. Dawson tarafından 1895-1900 yılları arasında yaptırılmış olduğunu öğrenmiştik.

Her katında gezerek sanatçıya ait olan eşyalarını, yaşamını, eşiyle ve çocukları ile bu evde geçirdikleri saatleri hissettik adeta. Mutlaka gidilip görülmesi ve o ruhani havanın hissedilmesi gereken bir müze bu güzel ev.

Duygusal anlar yaşadık hepimiz de. Böylesine güzel bir sanatçımız olduğu için gururlandık. Onun aramızdan erken veda etmesine üzüldük. Bu duygusal hallerimiz ile iki saat kadar dolaştığımız evden ayrıldık.

Yürüyerek Moda Sahiline gitmek istedik sonra. Hem yürüyorduk hem de çevreyi gözlemliyorduk. Yemyeşil bir semtti burası. Doğayı çok sevdiğimden olsa gerek çok sevmiştim bu sokakları. Ağaçlar, bitkiler ve yeşil görüntüsü ile sevimli sokaklarında yürümek huzur ve mutluluk veriyordu içimize. Sonra denizi görmeye başlayan sokaklarına gelmiştik. Fotoğraflar da çekiliyorduk. Denizin görüntüsü muhteşemdi. Yürümeye devam ederken birden karşımıza kediler çıktı. O kadar çoklardı ki şaşırmıştım ve sevmeye başlamıştım. Çok severim kedileri, köpekleri. Sonra bir hanım belirdi, onlara yemek hazırlamaya başladı. İsimleriyle çağırıyordu. Daha da çoğaldılar kediler. Birden bire nereden geldiklerini anlayamadığım kargalar geldiler. Kedilerin arasında durmaya başladılar. Birbirlerine hiç yabancı gibi davranmıyorlardı. Çok ilginçti bu gördüklerimiz. Hanımlar da çoğaldılar. Üç hanım sohbet ederek kedilerle ilgilenmeye devam ediyorlardı. Biz böyle şaşkınlıkla onları izlerken, kargaların iriliği de dikkatimi çekmişti. Bir kediyi sevmek için yürüdüğümde yanındaki karga üzerime doğru yürümeye başladı ve ürküttü beni. Kargaların bazı huylarının olduğunu bildiğimden duraksadım. Ne ilginç şu kargalar gerçekten. Onları gözlemleyerek sahile doğru bir patikadan inmeye başlamıştık. Hemen yolun başında sol tarafta büyük bir ağaçta birçok karganın konumlandığını fark ettim. Daha önce hiç bu kadar çok kargayı bir arada görmemiştim, çok şaşkındım. Orada kedilerin, kargaların ve hanımların birlikte oluşturdukları dostluk çok ilginçti çok da güzeldi. İstanbul’a tekrar gittiğimde mutlaka o sokağa uğrayacağım. Sahile gelmiştik. Temmuz sıcağında, güneşin en yakıcı bir konumda olduğu anlarda hiç gocunmadan sahil boyunca yürüdük sonrasında. Huzurlu ve mutlu anlarıyla o güne ait anılarım da böyle güzelliklerle zihnimde kalmaya devam ediyor. Hep güzelliklerle olalım daima.

Sevgiyle kalın.




NERMİN AYDURAN Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler


Burç Yorumları