• DOLAR

    Alış:3.5336 Satış:3.5342
  • EURO

    Alış:4.1487 Satış:4.1491
  • ÇEYREK

    Alış:228.35 Satış:233.50

Velespit

HÜSAMETTİN TAT

HÜSAMETTİN TAT

Velespit

  • 26 Nisan 2017, Çarşamba 18:21

Bu kış gününde velespit ’den bahsetmek nereden aklınıza geldi diyecek olanlarınız çıkabilir. Boş zamanlarımda düşünürken bazen dalar giderim, çocukluğuma dönerim. Çocukluğumu ve çocukluğumun geçtiği köy yerlerini düşünürüm. 30 yıldır Denizli’de oturmuş olmama rağmen hala bir emanet gibi gelir bana Denizli. Köyümü özlerim, köyümdeki çocukluluğumu özlerim. Anılarımı özlerim. Zaman zaman anılarımı yaşarım gözlerim dolu, dolu olur o zamanda. Çocukluğumda, benden 8-10 yaş büyük babamın amcasının oğlu Fuat amcam aklıma geldi bir ara düşünürken. O’nun beni velespitiyle gezdirdiği günleri anımsadım. Ha, bu arada köy yerinde Bisikletin ismine, Velespit derlerdi.
Fuat amcam, babamın amcasının oğluydu. Aile orta halli bir aile olmasına rağmen, Fuat amcamın bir dediğini iki etmezdi anne ve babası. Gençliğe ilk adımı attığı zamanlarda Fuat amcamın altında kırmızı bir Bisan marka bisiklet, köyün konumu pek bisiklete binmeye müsait olmasa da o köyün bir ucundan diğer ucuna bisikletiyle gider gelirdi. Okuldan ya da köyde ki işlerden kalan boş zamanını bisiklete binerek geçirirdi. Ben de sülalenin küçüklerinden ve ailenin tek çocuğu olmamdan olsa gerek, Fuat amcam beni çok severdi. Zaman, zaman beni kırmızı bisikletinin önüne bindirir, bir aşağı, bir yukarı ben yoruluncaya kadar dolaştırırdı. O zamanlarda onunla o bisiklete binmek o kadar hoşuma giderdi ki anlatamam. Nice zaman sonra, benim de bir bisikletim olmasına rağmen, o günkü bisiklete binme zevkine eremediğim gibi, bisikletin o zamanki kendine has kokusunu (Lastik ve mekanik bölümlerin) hala daha unutamadığım, anımsadığım anılarımdandır o günler. Zaman zaman Fuat amcamla bir araya geldiğimizde, anımsadığım ve anımsattığım konuşmaların başında gelir o günler. Çocukluğumdan kalan bu küçük anımı sizlerle, siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Diğer taraftan, küçüğümüzün ve büyüğümüzün tutkusu haline geldiği ve yazın ellerinden düşürmediği, hatta bazı ilçe ve köylerin bir numaralı taşıtı haline gelen bisikletin tarihine bakacak olursak rehber ansiklopedisinin şu bilgileriyle karşılaşmaktayız.
Alm. Fahrrad (r), Fr. bicyclette, İng. bicycle. Tekerlekleri, ayak çevirmesi ile dönen, pedallı iki-üç veya dört tekerlekli binek aracı. Oyuncak yapmaya meraklı olan Fransız Sivrao Kontu, 1790 senesinde bir kalas parçasının iki ucuna birer tekerlek koyarak ilk bisikleti yaptı. “Célérifêre” adını verdiği bu oyuncağın gelecekte milyonlarca insan tarafından kullanılacağının hiç farkında değildi. Oyuncağın üzerine ata biner gibi oturuluyor ve ayaklarla yerden hız alınıyordu. Başka bir Fransız bunu biraz geliştirdi. Oturma yerine (sele) ile bir de gidon ilave etmişti. Böylece hem üzerinde oturulabiliyor, hem de istenilen yere çevrilebiliyordu. 
1818 yılında İngiliz makinisti Birck oyuncak bisikleti demirden yapmıştı. Pratik olmayan, ağır, yürütülmesi zor bir araç olmuştu. Nihayet 1855 yılında Fransız baba-oğul ön tekerleğin göbeğine bir pedal takmayı başarmışlardı. Bu aletlerine Latince iki tekerlek manasına gelen kelimelerden faydalanarak “Bicycle” (Bisiklet) adını verdiler. Bisiklet önce İngiltere sonra da bütün Avrupa'ya yayıldı. Yayılma ve gelişme o kadar hızla oldu ki, 1871 yılındaki Alman-Fransız savaşında Fransız ordu birliklerinde bisiklet kullanıldı.

Fransa'da kurulan bisiklet fabrikası imalata başladıktan bir yıl sonra, İngilizler de yeni bir model hazırlayıp piyasaya sürdüler. 1875 yılına kadar, bisikletlerde hızın ön tekerleğin büyüklüğüne bağlı bulunduğuna inanılıyordu. Bu sebepten ön tekerleklerin çapı 1.75 metreye kadar çıkarılırken, arka tekerleklerin çapı 30 santimetreye kadar inmişti. Bu durum bisikletin yalnız uzun boylu, uzun bacaklı kimseler tarafından faydalanılan bir araç haline gelmesine sebep oldu. 1875 yılında yapılan üç tekerlekli bisikletlerle kısa boyluların da binmesi sağlandı. (Üçtekerli olan bu alete velespit denilmektedir.)
Ayna dişlisi ve rublenin keşfi ile pedal, iki tekerleğin ortasına getirildi. İki dişli de zincirle birbirine bağlandı. 
1888 yılında John Boyd Dunlop adındaki bir veteriner tahta tekerlekler üzerine içi hava dolu lastikler geçirince bisiklete binmek rahat oldu. Bundan sonra bisiklet modelleri gittikçe artan bir hızla değişirken, bisiklet yarışları da başladı. Dünyada ilk bisiklet yarışı 1869'da Paris ile Longchap arasında yapıldı. İlk mukavemet yarışını Christia Terront 3 saat 40 dakika 20 saniye ile kazanmıştı. Günümüze kadar olan gelişmeler, olimpiyat ve dünya şampiyonaları milyonlarca insanı velodromlara çekmektedir.

Bisikletin başlıca parçaları: Mekanik olarak; 1) Kadro, 2) Gidon, 3) Frenler, 4) Sele ve borusu, 5) Tekerlekler, 6) Pedal, ayna dişlisi ve mili, 7) Zincir, 8) Ruble gibi bölümlere ayrılır. 
Türkiye'ye ilk bisikletin hangi tarihte ve kim tarafından getirildiği bilinmemektedir. 
Dedikten sonra sağlık bakımından, trafik yoğunluğuna dikkat ederek bisiklete binmeyi ihmal etmeyelim.

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Anket
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
yukarı çık