27-12-2016 HÜSAMETTİN TAT

Biz kaç kişiyiz yazısı, şair yazar Reyhan Pervanlar Karaalp’in terör ve terörizme karşı birlik ve beraberlik üzerine yapılması düşünülen antoloji türünde bir kitapta yayınlayacağı yazısının bir örneğidir. Kendi köşesi olmadığından köşemde yayınlanması için ricada bulunduğundan, Reyhan Pervanlar Karaalp’in yazısını yorumsuz olarak siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum.
Her sözümüz yüreğimizin aynasıdır. Dualarımız, intizarlarımız, itirazlarımız vs. Tıpkı yaşanmışlıklarımız gibi.
Hangi birimiz yokluğu görmeden bir şeyler elde ettik. Ya da hangimiz şehrin ışıklarıyla ilk karşılaştığımız anı unutur. Biz öyle bir milletiz ki enkazın altını da iyi biliriz, arsasının üzerinde yükselen apartmanını da. Her ne kadar yenilikle karşılaşsak ta en güzel günlerimiz yaşama tutunmak için verdiğimiz mücadelenin geçtiği zamandır. Bu yüzden zaman bize aslolanın toprak ve huzur olduğunu, köyümüze olan özlemimizle anlatır. Parayla çok şey alabiliriz evet, fakat hastalandığımızın çaresine yetmediğin de paranın hiç olduğuna kanaat getiririz.
Şerefli, onurlu yaşamanın kıymetini, rüsva olanlara şahit olmadan çoğu kez anlayamaz insanlar. Yani kıymeti; kaybetmeden bilmek gerek.
Acıyı, sevinci görebilmek, ortak olabilmek yaşam biçimidir. İnancımız, Ahlakımızdır.
Ahlaksa inancın tâ kendisi.
Memleket terör gibi bir illetle içten ve dıştan tehdit altındayken. 
Şu durum da ne yapmalıyız? 
Bana sorarsanız bu bir insan olup olmama davasıdır. Yediği kaba ancak hayvanlar hakaret eder. Kim kendine yakıştırırsa gayrı biz demedik. Görmedik, bilmiyoruz.
Peki; elimizden ne gelir? 
Çok şey gelir! Okumak, okumak! Yüreğimizin sesini duyurmak için de zamanın getirdiği yenilikleri kullanarak paylaşıp duyurma noktası varken, ne yapmamız gerektiğini bilemiyorsak bu bizim körkütük cahilliğimiz, bencilliğimiz, duyarsızlığımız, kısacası ne kadar insanmışız onu göstermez mi?
Âlem yanıyor!
Ortalık kan revan ve ateş sıcağını, yüzümüze verirken! Bu denli vurdumduymazlık toplumun utanç tablosu değil mi?
Herkeste bir gaflet söz konusu. Bir korkaklıktır gidiyor. Bizim korkmamız gereken özümüzden kaybedeceklerimiz değil mi?
Peki, biz kimiz? 
Ve ne kaybediyoruz?
Yoksa Gazi Mustafa Kemal'in ve yoldaşlarının, bin bir güçlüğü aşıp dimdik kalarak bu günlerimizi bizlere bahşettiğini, Cumhuriyetle bize, bizi kazandırdığını mı idrak edemiyoruz? Yoksa TÜRKLÜK ağır mı geldi omuzumuza? Zira Türk olan, hakkını hiç bir menfaat karşılığında peşkeş çekmeyecek kadar onurlu insandır. Türk ‘lük hakkı olmayana dokunmamak, ezilene, namusuna BAYRAĞINA, VATANINA sahip çıkmaktır. Biri ağlarken diğeri gülemeyendir. Türk'ün iman ve inanç duygusu, her türlü zorluğu aşma mücadelesine girenlerden öğrenilmiş ve ömrüne kazılmış olması gerekendir. Özüne, özgürlüğüne, kendine sahip çıkmaktır Türk ‘lük. Peki, terör kimdir? 
Terör, Türkiye’ye sahip olmak isteyen ve Gerek içten, gerek dıştan biz Türkleri birbirine düşürerek amacına ulaşmaya çalışan DÜŞMANDIR. Her girişimin de başarısızlığa uğrayıp ama hiç vazgeçmeyendir. Çünkü BİZİM VATANIMIZIN CENNET OLDUĞUNU, ÖLÜMÜZÜN DE DİRİMİZİN DE HER İKİ CIHANDA CENNET'TE OLDUĞUNA, OLACAĞINA TAHAMMÜLÜ OLAMAYANDIR. Ki...Terörle barış olmayacağını bize açık net öğretir. 
Biz Türkler kazanılmış bu Cennet Vatan'a, ve nice yokluklar içinde bütün gücüyle mücadelesine girmiş, şehadet şerbetine nail olanlara karşı borçlu olduğumuz gibi, Bizlere emanet edilen TÜRKLÜĞÜMÜZÜ, VE Türkiye’mizi korumak ve yaşatmakla yükümlüyüz. Vefa borcumuzun bilincinde olup kendimize ve geleceğimize, ecdadımıza yakışır olmalıyız.
Bizleri ne idüğü belirsiz terör adı altında ki düşmanlar asla birbirimize düşüremez. Ki Bizim Atalarımız, Dedelerimiz Çanakkale,' de yan yana yatarken hiç biri; Kürt Mustafa;, Laz Ali;, Alevi Mehmet;, vs,vs diye adlandırılmamıştır. Bizler ırkçılık gözetmeden tek yüreğin attığı Kurtuluş savaşı gibi bir mücadelenin ardından yeniden, doğan bir milletiz.
Bu varoluşu sonsuza taşımak, geleceğimize, çocuklarımıza huzurlu ortamlar hazırlayıp bırakmak boynumuzun borcudur. 
Bu gün karşı karşıya kaldığımız bu olumsuzlukların bütün sorumlusu yine bizleriz. Eğer birileri bizlere zarar veriyorsa her kim olursa olsun yargılanmalı diye düşünmek farklı şey, yargılamak farklı şeydir.
Susulması gereken yer var, haykırılması gereken yer var. Bir şeyler toplum düzenine ters gidiyorsa ve toplum sessiz kalıyorsa bu demokrasinin olmadığı düzendir ki. Kaybımız çok çok büyük demektir. Sustukça değil meydan da, evimiz de bile sözümüz biter. Neymiş? Biz özgürlüğümüzü yitiriyoruz olduk.
Tek yürek olmak için doğrunun yolunda, doğru ilerlersek ışığa kavuşuruz. Yaşanan olumsuzlukları kabullenip sessiz kalmak karanlığı hak etmektir. 
Eğer huzur istiyorsak. Özgürce yaşamak hakkımızdır diyor ve inanıyorsak mücadelesinden kaçmamalı, elimizi taşın altında birleştirmeliyiz.
İşte o sosyal medya, saatlerimizi başında geçirdiğimiz. Kazandığımız gönüllerle, Tepki verdik tecavüz meşrulaştırılamadı gururunu yaşatan duygunun, bin fazlasını hissettirebileceği nokta. Biz o medyayı hiç bir parti gözetmeden sadece insani duygularımızla birlik ve beraberlik çağrılarında kullanırsak, bu gün kalburu yanmayan, o duygusuz aşka gebe şair, yazarların ve tüm halkın uyanmasını sağlarız ki bize en çok özünü, sözünü bilen, Vatanına, Milletine, yarınına âşıklar gerek.
Bize,TÜRK gibi Türk’ler gerek 
Şimdi soruyorum size BİZ KAÇ KİŞİYİZ 
Reyhan PERVANLAR KARAALP




HÜSAMETTİN TAT Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler


Burç Yorumları