daikan
  • DOLAR

    Alış: Satış:
  • EURO

    Alış: Satış:
  • ÇEYREK

    Alış: Satış:

YAŞAMAYA ÇALIŞMAK

NERMİN AYDURAN

NERMİN AYDURAN

YAŞAMAYA ÇALIŞMAK

  • 26 Nisan 2017, Çarşamba 18:21

Nedense çocukluğumdan beri soğuk havaları sevemedim. Tenim de buna izin vermiyor, ne zaman soğuğu hissetmeye başlasam garip bir hal olur bedenime. Sanki korumaya almamı istermişçesine büzülürüm hücrelerimin en derinlerinde.

Aralık ayına girdiğimiz şu günlerde kışı yaşayacağız yaklaşık üç ay ve kendimizi korumak adına gerekli önlemlerimizi alacağız. Sıcak havaları ve özellikle baharı çok severim. Kışı da severim aslında, mevsimlerin hepsinde ayrı güzellikler var. Kar yağdığında oluşan o eşsiz görüntüsü büyüler hepimizi ve yağmurların en çok bu mevsimde yağması bereketli günlerin de müjdecisidir. Soğukta yaşayabilen canlılar için de en güzel mevsimdir.

Yazın o rehavetli sıcak günlerinde oldukça ısınan toprağın, doğanın, insanların ve bütün canlıların serinlemesine ve yepyeni baharlara, yazlara hazırlanmasına bir nefes olur. Serin havalarda yeşeren, büyüyen ve beslenmemizde büyük faydaları olan sebze ve meyvelerin de kışın yaşanacak soğuğa ihtiyacı var elbette.

En çok da yoksullar, evinde yakacak kömürü yiyecek sıcacık yemeği olmayanlar, sokaklarda yaşamak zorunda olan insanlar ve özellikle de o küçücük çocuklar ve de hayvanlar üzer beni. Soğuk tüm kasvetiyle en minik bölmelerden bile geçerek üzer o canları çünkü. Üşüyen, hasta olan, çaresiz kalan ve derdini söyleyemeyen garipler ne kadar çoktur hem ülkemizde hem de dünyada. Böylesi düşünceler sarar zihnimi her kış geldiğinde ve yine duygusallığım üzerimde günlerdir. Üşüdükçe üzülürüm ben. Ah şimdi ne yaparlar sokaktaki canlar diye dertlenirim için için.

Sıcacık evimde huzur batar kış boyunca ve eminim ki benim gibi düşünen herkes bu duyguları hisseder. Kendimce huzura ermek adına bir şeyler yapmak isterim ve aslında yeterli de değil bilirim. Binamızın dış kapısının önüne yaptığım yemeklerden ve su koyarım hayvanlar için ve takip ederim yediler mi acaba diye. Sonra bakarım ki yemişler, aklıma takılırlar ah zavallı hayvanlar nasıl da açlar derim ve yemeklerini sık sık koyarak onları sevindirmekten mutlu olurum.

Bu konuyu dün akşam izlediğim bir haberden etkilenerek yazmak istedim. Öylesine ilginç bir haber ve görseldi ki, zihnimde neler neler uyandırdı. İnsan bazen unutuyor da. Dağlardaki karla ve soğukla mücadele eden onca bitki ve hayvanları, gökte uçan binbir çeşit kuşları, yerde yaşamak için uğraşan binlerce hayvanı, çalışkan karıncaları, toprağın içinde soluyan solucanları ve daha binlercesini.

Haberde arabaların geçtiği büyük bir cadde var, olayın Bursa’da görüldüğünden söz ediliyor. O kadar ilginç ki! Sürü halindeki önce kargaya benzettiğim sonra adlarının sığırcık olduğunu öğrendiğim bir grup kuş o caddeye atılan mı ya da dökülen mi olduğunu anlayamadığım buğdayları ve mısırları yiyebilmek için telaş içindeydiler. Arabaların yokluğunda, birlikte hareket ederek yola gelip az bir zaman sonra da tekrar arabalar geldiğinde kaçıyorlardı. Çok fazla olduklarından dolayı müthiş bir görüntü sergiliyorlardı.

 Defalarca o yola geldiler ve gittiler buğdayları yiyebilmek için ve haberi az önce incelediğimde birçoğunun da üzerinden taşıtlar geçtiği için öldüklerini yazıyordu. Bazı duyarlı şoförlerin duraksadığını bazılarının ise hiç hızını kesmeden kuşların üzerine sürdüğünü ifade ediyordu okuduğumda.

Elbette seyir halindeyken böyle bir manzarayla karşılaşılsa insan ne yapacağını bilemeyebilir. Fakat yine de görür görmez duyarlı biriyseniz kontrollü bir şekilde fren yaparak o canların üzerinden geçmemek için elinizden ne gelirse yapmaya çalışırsınız. Ne yazık ki vicdanlarından bir haber birçok insan da bu yaşam yolunda nefes alıp vermeye devam ediyor.

Bursa’da havanın eksi ikiye düşmesiyle birlikte zavallı kuşlar bu caddede görülmeye ve yol kenarlarında kendilerine yiyecek aramaya başlamışlar ve sonra bu görüntüler oluşmuş. Yalnız arabaların sıklıkla geçtiği o yola neden yemlerin atıldığını ve kimlerin yaptığını bilmiyorlarmış ve araştırılıyormuş.

Çok tuhaf, yazık hayvancıklara! Bir yola, bir kenara uçarlarken o kadar çok yorulmuşlar ki en sonunda yol kenarında olan büyükçe bir ağaca konarak dinlenmeye koyulmuşlar. O görüntüleri de o kadar ilginç ve güzeldi ki, buruk bir gülümsemeyle birbirimize baktık kızımla izlerken. Konuşamadık da bir süre, üzüldük gördüğümüz bu sahneye…

Neydi o sığırcıkların derdi, karınlarını doyurmak ve yaşamaya çalışmak…

Her can gibi…

 

 

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık