öğret
02 Aralık 2016, Cuma 9:16 | A+ | A-

Hissetmek, Anlamak, Görmek

Hissetmek, Anlamak, Görmek

Arada sırada eczanemize uğrarım. İnsanlara sağlıklı olmaları için hizmetin sürdürüldüğü havayı soluyarak gelen müşterilerle, eşimle ve de yardımcıları sevgili Gülizar ve Ali’yle muhabbet etmenin keyfini yaşarım. Gelenlere gülümsemenin ve onlarla sohbet etmenin farklılığını duyumsamaya çabalarım. Her insanın kendine göre iletişimi var ve bunu da ancak ticarethanelerde rahatlıkla görebiliyorsunuz. Kimi somurtarak kimi gülümseyerek ve kimi de hiç iletişimde bulunmayarak yaşamına devam ediyor. Kişiliğin oluşmasında çocukken yaşadıklarımızın büyük payı olduğunu düşünürüm.

Hizmet sunan tüm sektörlerde sıkıntılar çoktur bizim ülkemizde. İnsanlar bir an önce işlerinin görülmesini isterler, sabırsızlardır. Çalışanlar da ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışırlar doğal olarak. Fakat yine de bazen sıkıntılar oluşur. Dün akşam eşim yine serzenişte bulunarak geldi. Mesleğinde yirmi beş yılını doldurmuş tecrübeli bir eczacı olarak bazen ruh hallerinde değişmeler yaşadığını ve sinirli bir kişiliğe doğru ilerlediğini gözlemlerim uzun zamandan beri. Her şeye rağmen herkesle sabırla ilgilendiğini de bilirim. Fakat öyle zamanlar oluyor ki sabrın da bir değeri kalmıyor ne yazık ki. Dün akşam da yine üzgünlüğünü hissettirdi. Tanıdığım insanlar yapınca bu anlayışsızlıkları daha da üzülüyorum dediğinde biz de üzülüyoruz evde haliyle.

Gelen firmacılarla ilgilenmek, insanların sorunlarına çare olabilmek, reçeteleri bilgisayara kaydetmek, eksilen ilaçları depolara bildirmek, gelen ilaçları, ıtriyatları yerlerine yerleştirmek,  misafirlerle sohbet etmek ve en önemlisi de gülen yüzünü akşama kadar muhafaza edebilmek… O kadar yorucu ve bir o kadar da emekli bir iş eczane işletmek. Sorumluluğunun sınırsızlığı da cabası ve ödemeler… ödemeler… Sonsuza dek bitmeyecek olan borçlarla işletenin sinirini ve sabrını zorlayan hassas bir meslek. Her ne kadar esnaf olsalar da eczacılar, onlara toplumda diplomalı esnaf denir. Birkaç yıl öncesinde ben de yarım gün gider onlara yardım ederdim. Gelen firmacıları dinlerdim, notlar alırdım ve bekleyen insanlarla sohbet ederdim. Neler neler duyardım bazılarından. Kimi zaman karşılıklı hüzünlerle kimi zaman da gülüşmelerle akşam olurdu. Eve geldiğimde yoğun bir enerji düşüklüğü yaşardım ve sessizlik cazip gelirdi. Zihnimin dinlenmesini isterdim ve gerçekten çok yorucuymuş çalışmak diyerek çalışan, emek veren herkese dualar ederdim. Ederim de hâlâ…

Her zorluğa rağmen çalışmak, emek vermek ve en özeli de insanları mutlu edebilmek çok güzel. Sadece eczanede değil bütün hizmet birimlerinde karşılıklı ilişkilerin sabırla ve anlayışla sürdürülmesi çok önemli. Yardımcı olabilmek adına hem hizmeti veren hem de bekleyen kişinin nazik olması kadar doğal bir durum olmamalı aslında, fakat nedense çok nadir görebileceğimiz bu anların oluşmasına özlem duymakla kalıyoruz.

Ziyaretlerim sırasında onların yorgun yüzlerinde birazcık da olsa gülümsemeler oluşturabiliyorum da ama sıklıkla da gidemiyorum eskisi gibi. Geçtiğimiz hafta Cuma günü öylesine gitmiştim eczanemize yine ve kapanmasına az bir zaman kalmıştı. Eşim bir sergi davetiyesi olduğunu ve oraya gideceğini söyleyince ben de gelirim diyerek gitmek istemiştim.

Denizli Büyükşehir Belediyesi Turan Bahadır Sergi Salonunda iki harika sergiyi izlemek çok güzeldi. Birisi Uluslararası Ressam Denizli’liYalçınGökçebağ’ın hayranlık dolu gözlerle izlediğim emek ve yeteneğini birleştirdiği muhteşem güzellikteki tablolarıydı. Diğeri de Acıpayam-Yatağan’lıMustafaKarakaya’nın el emeğiyle yapılmış ürünlerle birlikte çekmiş olduğu nostalji kokulu harika fotoğraflarıydı. Tabloları yakın bir görüş mesafesinde incelerken verilen emeğe saygım sonsuzdu. Sonra fotoğrafları seyrettim eski günlere hasretle. Özellikle bir fotoğraf çok dikkatimi çekmişti. Fotoğraftaki kişi yatağanlı olan rahmetli dedemin ablasına o kadarçok benziyordu ki. Bir süre inceledim fakat fotoğrafını çekmemiştim yanlış anlaşılmasını istemediğim için. Daha sonra şiir evinden dostlarla birlikte Cumartesi günü bir kere daha izleme şansına eriştim bu anlamlı sergiyi. O zaman Mustafa Bey’in fotoğraf çekebilirsiniz dediğini duyunca adının Emir Ayşe olduğunu bildiğim ve annemlerin çok sevdikleri halaları olduğunu düşündüğüm kadının fotoğrafını çektim. Onlara gösterdiğimde evet odur tam da kendisi dediler. Çok ilginçti bu keşfim! Hayat işte, onlar İzmir’deler hepsi de ve ben burada bir sergide halalarının fotoğrafıyla karşılaşıyorum. Gelirdi bize hatırlıyorum onun simasını.Hem tabloların hem de fotoğrafların görülmesi mutlaka önemli algılamalar oluşturacak izleyenlerce diyerek sözlerimi bitirmek istiyorum. Bu hafta Cuma gününe kadar sürecek olan sergiye katılmanızı dilerim. Hissetmek, anlamak, görmek gerekir…

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Anket
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
yukarı çık